(VİYANA) HJ – Avusturya’da zorunlu askerlik reformu ve miras vergisi tartışmaları, ÖVP, SPÖ ve NEOS’tan oluşan üçlü koalisyondaki gerilimi gözler önüne serdi. Koalisyon ortaklarının, tartışmalı konularda ortak bir çizgi belirlemek yerine kamuoyuna dönük çıkışlar yapması, hükümetin uzlaşma kapasitesinin zayıfladığı yönünde yorumlara yol açtı.
Son olarak SPÖ’lü Devlet Sekreteri ve hükümet koordinatörü Michaela Schmidt’in, miras vergisi konusunda halkın görüşüne başvurulabileceğini söylemesi tartışmaları alevlendirdi. Schmidt, bu görüşün kişisel değerlendirmesi olduğunu vurgulasa da açıklama kısa sürede siyasi gerilime neden oldu. ÖVP’li Devlet Sekreteri Barbara Eibinger-Miedl ile ÖVP Ekonomi Birliği ve Sanayiciler Birliği sert tepki gösterdi. Bunun üzerine SPÖ, söz konusu önerinin parti politikası olmadığını ve halk oylaması gibi kararların koalisyon içinde birlikte alınacağını açıkladı.
Ortak dilde zorlanıyorlar
Gelişmeler, üçlü koalisyonun şu sıralar ortak bir tutum belirlemekte zorlandığını ortaya koydu. Tarafların kendi siyasi profillerini öne çıkaran çıkışları, uzlaşma yerine çatışma görüntüsü verdi. Halk Partisi, Sosyal Demokratlar ve NEOS’un, sıkça vurgulanan “uzlaşma kültüründen” uzaklaşıp uzaklaşmadığı sorusu gündeme geldi.
Siyasal bilimci Peter Filzmaier, STANDARD’a yaptığı değerlendirmede, koalisyonun en başından beri içerik açısından çok az ortak noktaya sahip olduğunu söyledi. Filzmaier’e göre bu ortak noktalar esas olarak iki başlıkla sınırlı: FPÖ’lü bir başbakanın engellenmesi ve bütçenin toparlanması gereği. Bunun dışında partileri bir arada tutan güçlü bağların bulunmadığını belirten Filzmaier, bu durumun şu anki tartışmalarda açık biçimde görüldüğünü ifade etti.
“Başlıklar sarmalı” uyarısı
Filzmaier, koalisyonun gereksiz yere kendi yarattığı bir gündemin içine çekildiğini belirterek, tarafların içerikten çok manşet üreten tartışmalara sürüklendiğini dile getirdi. Önceki hükümetlerle ve üç partili bir yapının zorluklarıyla kıyaslandığında, koalisyonun bugüne kadar görece ortak bir iletişim dili tutturduğunu hatırlatan Filzmaier, bunun ilk kez ciddi biçimde çatırdadığını söyledi.
Buna karşın Filzmaier, mevcut durumun koalisyonun varlığını tehdit eden bir kriz olarak görülmemesi gerektiği görüşünde. Ona göre yaşananlar daha çok bir medya tartışması niteliğinde. Mantık açısından bakıldığında, koalisyon ortaklarının bu nedenle hükümeti sorgulamakta çıkarı olmadığını vurguladı.
Anketler ve uzun vadeli risk
Uzun dönemli APA anket trendine göre, ÖVP, SPÖ ve NEOS’un oy oranlarında düşüş görülüyor. Üç parti şu an için çoğunluğu sağlayamıyor. Bu gerilemenin özellikle ÖVP ve SPÖ’den kaynaklandığı, NEOS’taki kaybın ise sınırlı olduğu belirtiliyor.
Filzmaier, kısa vadede olmasa da uzun vadede dikkat edilmesi gereken bir noktaya işaret etti. Ona göre içerik açısından ÖVP ile FPÖ arasındaki benzerlikler, SPÖ ve NEOS ile olan ortaklıklardan daha fazla. Bu durumun, gelecekte siyasi dengeyi etkileyebilecek bir gerçeklik olduğunu söyledi.
Çıkış yolu olarak “takas” seçeneği
Muhalefetteki FPÖ ise tartışmayı sert ifadelerle eleştirdi. FPÖ Genel Sekreteri Christian Hafenecker, yaşananları “tamamen dağılmış bir çocuk yuvasının onur kırıcı gösterisi” olarak niteledi. Bu da koalisyonun üzerindeki baskıyı artırdı.
Filzmaier’e göre hükümetin önündeki temel mesele, kendi yarattığı bu krizden yüz kaybetmeden çıkabilmek. Zorunlu askerlik ve miras vergisi konularını birlikte bir halk oylamasına götürmenin teorik olarak mümkün olsa da pratikte çözüm olmayacağını belirtti.
Askerlik konusunda planlanan bir halk oylamasından geri adım atmanın Başbakan Christian Stocker için itibar kaybı anlamına geleceğini, diğer yandan SPÖ ve NEOS’un da dışlandıkları bir sürece onay vermesinin zor olduğunu vurguladı.
Olası bir çıkış yolu olarak ise siyasi “takas” seçeneği öne çıkıyor. Buna göre ÖVP, SPÖ veya NEOS’un öncelik verdiği bir yasa konusunda geri adım atabilir. Filzmaier, bunun şeffaf ve estetik bir yöntem olmadığını kabul etmekle birlikte, siyasetin pratikte çoğu zaman bu şekilde işlediğini dile getirdi.