VİYANA (HJ) – Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) salı günü açıklanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sonuçları, Avusturya’da özellikle okuma becerilerindeki gerilemeye işaret etti. Araştırmaya katılan 15 ve 16 yaşındaki öğrenciler okumada 467 puan aldı.
Türkiye 472 puanla Avusturya’nın önünde yer alırken Almanya 465 puanda kaldı. Uzun yıllar eğitim alanındaki başarısıyla öne çıkan Finlandiya ise 474 puana ulaştı.
OECD genelinde de sonuçlar geriledi. Okuma puanları 14 puan düşerken, araştırmada yaklaşık 20 puanlık farkın bir yıllık öğrenme süresine karşılık geldiği belirtildi.
Matematikte 10 puanlık kayıp
Avusturya matematikte 477 puanla 463 olan OECD ortalamasının üzerinde kaldı. Ancak bu sonuç, 2022’deki son PISA değerlendirmesine kıyasla 10 puanlık düşüş anlamına geliyor.
OECD ülkeleri arasında matematikte Güney Kore ve Japonya en yüksek sonuçlara ulaşırken Avrupa’da okumada İrlanda, fen bilimleri, matematik ve dijital ortamda öğrenme alanlarında ise Estonya öne çıktı.
Ayrı olarak değerlendirilen Pekin, Şanghay, Jiangsu ve Zhejiang’daki dört Çin bölgesi ile Singapur ise uluslararası karşılaştırmadaki en yüksek sonuçları elde etti.
Hızlı ama hatalı okuyanların oranı arttı
OECD’ye göre okuma performansındaki gerilemeyle birlikte, yapay zekâ çağında giderek daha fazla önem taşıyan bilgi değerlendirme, farklı kaynaklar arasında bağlantı kurma ve okunanları eleştirel biçimde sorgulama becerilerinde de düşüş yaşandı.
2018 ile 2025 arasında hızlı ancak hatalı okuyan öğrencilerin oranı neredeyse ikiye katlanarak yüzde 9’a çıktı.
Araştırma, yapay zekâ kullanımının öğrenciler arasında oldukça yaygınlaştığını da gösterdi. OECD ülkelerindeki 15 ve 16 yaşındaki öğrencilerin neredeyse yarısı, öğrenme desteği amacıyla haftada en az bir kez yapay zekâ sohbet robotu kullanıyor.
Ancak yapay zekânın başarı üzerindeki etkisinin kullanım biçimine göre değiştiği belirtildi. Yapay zekâyı metin özetlemek veya taslak hazırlamak için kullanan öğrencilerin fen bilimlerindeki sonuçları, bu araçları kullanmayan akranlarından daha düşük çıktı. Yapay zekâ konusunda yetkinlik geliştirmeye yönelik öğrenme fırsatlarından yararlanan öğrencilerin ise daha iyi sonuçlar aldığı görüldü.
Sosyal geçmişin etkisi Avusturya’da daha güçlü
PISA sonuçlarına göre Avusturya’da öğrencilerin sosyal ve ekonomik geçmişi eğitim başarısı üzerinde diğer sanayileşmiş ülkelere kıyasla daha güçlü bir etkiye sahip.
Bu fark özellikle fen bilimlerinde belirginleşiyor. Avusturya’daki başarı farklılıklarının yüzde 14’ü öğrencilerin sosyoekonomik geçmişiyle ilişkilendiriliyor.
Göç geçmişi bulunan öğrenciler ile bulunmayan öğrenciler arasında da fen bilimlerinde üç öğrenim yılını aşan bir performans farkı bulunuyor. Kaynakta bu farkın nedenlerinden biri olarak, göç geçmişi bulunan öğrencilerin neredeyse yarısının eğitim olanakları daha sınırlı ailelerden gelmesi gösteriliyor. OECD genelinde bu oran yaklaşık üçte bir düzeyinde.
OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, sosyoekonomik geçmişten kaynaklanan başarı farklarının OECD genelinde azaldığını, ancak bunun dezavantajlı öğrencilerin daha iyi sonuç almasından değil, eğitim düzeyi yüksek ailelerden gelen öğrencilerin performansının gerilemesinden kaynaklandığını söyledi.
Fen bilimlerinde kız ve erkek öğrenciler arasındaki fark kapandı
Avusturya’da fen bilimlerinde kız ve erkek öğrenciler arasındaki performans farkı büyük ölçüde ortadan kalktı. 2015’te erkek öğrencilerin bu alandaki avantajının en yüksek olduğu ülkelerden biri Avusturya iken son sonuçlarda iki grup neredeyse aynı seviyeye geldi.
Matematik ve okumada ise fark devam ediyor. Erkek öğrenciler matematikte yaklaşık bir öğrenim yılı öndeyken, kız öğrenciler okumada yaklaşık bir yıllık avantaja sahip.
Wiederkehr: “Işık ve gölge var”
Eğitim Bakanı Christoph Wiederkehr (NEOS), sonuçları “ışık ve gölge” olarak değerlendirdi. Avusturya’nın uluslararası karşılaştırmada üst sıralarda bulunduğunu söyleyen Wiederkehr, okuma ve matematik becerilerindeki gerilemeyi ise “endişe verici gelişmeler” olarak nitelendirdi.
Wiederkehr, öğrencilerin başarısının sosyal geçmişlerine daha az bağlı hâle getirilmesi gerektiğini belirterek yaz okulunun genişletilmesi ve “Chancenbonus” uygulamasını bu yönde atılan adımlar arasında gösterdi.
Dijitalleşmenin de “daha geç ve daha iyi” yapılması gerektiğini savunan Wiederkehr, erken yaşta ekran kullanımının düşen öğrenme sonuçlarıyla bağlantılı olduğunu söyledi.
“Okullarda eşlik edilmeyen dijitalleşme daha kötü sonuçlara yol açıyor.” diyen Wiederkehr, dijital cihazları çok erken yaşta ve uzun süre kullanan çocukların kaydırma konusunda daha iyi hâle gelirken karmaşık metinleri anlamakta daha fazla zorlanabildiğini belirtti.
FPÖ: “Saat beşi geçiyor”
FPÖ Eğitim Sözcüsü Hermann Brückl sonuçlara sert tepki gösterdi. Brückl, “Avusturya okumada artık Türkiye’nin bile gerisindeyse saat beşi geçiyor.” diyerek acil önlem alınması gerektiğini savundu. Brückl özellikle zorunlu Almanca destek sınıflarının kaldırılmasını eleştirdi.
SPÖ Eğitim Sözcüsü Heinrich Himmer ise eğitimde fırsat eşitliği açısından yeni Chancenbonus uygulamasının önemine dikkat çekti.
Yeşiller Eğitim Sözcüsü Sigrid Maurer de sonuçların federal hükümete “açık bir eylem çağrısı” olduğunu belirterek erken çocukluk eğitiminin zorunlu olarak genişletilmesini, okul sosyal hizmetlerinin artırılmasını ve ailelerin sürece daha fazla dahil edilmesini istedi.
Dört öğrenciden biri risk grubunda
Sanayiciler Birliği Genel Sekreteri Christoph Neumayr, matematik becerilerindeki gerilemeyi “endişe verici” olarak değerlendirdi. Avusturya’nın bir sanayi ve inovasyon ülkesi olarak uluslararası karşılaştırmada “sağlam sonuçlardan daha fazlasını” hedeflemesi gerektiğini söyledi.
Ekonomi Odası Eğitim Politikası Bölümü Başkanı Melina Schneider-Lugger ise sonuçların eğitim yükümlülüğünün hızla hayata geçirilmesi ve desteğin erken yaşta başlaması gerektiğini gösterdiğini belirtti. Schneider-Lugger, işletmelerin güçlü eğitim ortamları olduğunu ancak dokuz yıllık okul döneminde oluşan eksiklikleri telafi edemeyeceğini kaydetti.
İşçi Odası (AK) ise öğrencilerin dörtte birinden fazlasının okuma ve matematikte risk grubunda bulunmasını alarm verici olarak değerlendirdi. AK Eğitim Bölümü Başkanı Ilkim Erdost, ihtiyaca göre belirlenen okul finansmanının genişletilmesini istedi.