Erken akıllı telefon kullanımı intihar ve saldırganlık riskini artırıyor

Akıllı telefonlar çocukların gündelik yaşamının ayrılmaz parçası haline geldi. Ancak Sapien Labs tarafından yapılan geniş kapsamlı araştırma, bu cihazlara 13 yaşından önce sahip olmanın ilerleyen yıllarda ruh sağlığında ciddi bozulmalarla bağlantılı olduğunu gösterdi.

© Sembol/Envato

(VİYANA) HJ – Son 20 yılda akıllı telefonlar sadece iletişim aracı değil, aynı zamanda çocuklar için oyun ve sosyal yaşamın merkezinde yer alan cihazlara dönüştü. Fakat yeni bir çalışmanın sonuçları, erken yaşta kullanımın intihar düşünceleri, saldırganlık, gerçeklikten kopma ve duygusal dengesizlik riskini artırdığını ortaya koydu. Araştırma, farklı kültür ve bölgelerden 100 binden fazla 18–24 yaş arasındaki gencin verilerini inceledi. Özellikle 10 yaşından önce telefon sahibi olanların zihinsel sağlık göstergelerinde keskin bir düşüş yaşandığı belirlendi.

Zihin sağlığında çarpıcı düşüş

Sapien Labs verilerine göre, 13 yaşında telefon kullananların ruh sağlığı katsayısı (MHQ) ortalama 30 puan olurken, 5 yaşında başlayanlarda bu puan yalnızca 1’e geriledi. Erken yaşta kullanım kadınlarda intihar düşüncelerini %20, erkeklerde ise %11 artırdı. En sık görülen sorunlar arasında saldırganlık, halüsinasyon, duygusal istikrarsızlık ve özgüven kaybı yer aldı.

- Anzeige -

Araştırmayı yürüten Sapien Labs kurucusu Dr. Tara Thiagarajan, “Erken yaşta telefon sahipliği ve beraberinde gelen sosyal medya kullanımı, genç yetişkinlikte ruh sağlığı ve yaşam kalitesinde derin değişimlere yol açıyor” dedi. Thiagarajan, saldırganlık ve intihar eğilimlerindeki artışın toplumsal ölçekte ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.

Sosyal medyanın etkisi ve toplu çözümler

Çalışma, olumsuz etkilerin %40’ının erken sosyal medya erişimiyle bağlantılı olduğunu gösterdi. Buna ek olarak siber zorbalık, aile içi sorunlar ve uyku bozuklukları da önemli faktörler arasında sayıldı.

Thiagarajan, alkol ve tütün düzenlemelerine benzer biçimde, 13 yaşın altındaki çocukların akıllı telefon kullanımının sınırlandırılması ve dijital okuryazarlık eğitiminin zorunlu hale getirilmesi çağrısında bulundu.

Uzmanlar, bireysel aile kararlarının yeterli olmayabileceğini, çünkü kısıtlanan çocukların akranları tarafından dışlanma riski taşıdığını belirtti. Bu nedenle toplum çapında düzenlemelerin önemine dikkat çekildi.

Dört adımlı politika önerisi

Araştırma ekibi, çocukların korunması için dört aşamalı bir yol haritası sundu:

  • Çevrimiçi dünyaya girmeden önce dijital okuryazarlık ve ruh sağlığı eğitimi verilmesi
  • Sosyal medyada yaş sınırlarının sıkı denetlenmesi ve şirketlerin sorumlu tutulması
  • 13 yaş altına sosyal medya erişiminin tamamen yasaklanması
  • Küçük yaş gruplarına yalnızca arama ve mesajlaşma özellikli temel telefonların sağlanması

Thiagarajan, bu adımların kritik gelişim dönemlerinde çocukları korumayı amaçladığını belirterek, “Zamanında önlem alınmazsa bir neslin refahı risk altına girebilir” dedi.

Bu Makaleyi paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir