(VİYANA) HJ – Avusturya’da aşırı sağcı faaliyetlerdeki artış, güvenlik ve demokrasi açısından ciddi endişe yaratıyor. Avusturya Direniş Dokümantasyon Arşivi’nin yayımladığı 2024 Aşırı Sağcılık Raporu’na göre, ülkede kayda geçen aşırı sağcı suç sayısı bir önceki yıla kıyasla yüzde 23 yükseldi. 2023’te 1.208 olan vaka sayısı, 2024’te 1.486’ya çıktı. Uzmanlar, artış eğiliminin sürdüğünü ve 2025’te de devam etmesinin beklendiğini belirtiyor.
Demokrasi için en büyük tehdit
Dokümantasyon Arşivi Başkanı Andreas Kranebitter, aşırı sağcılığın Avusturya’daki en büyük demokratik tehdit haline geldiğini söyledi. Kranebitter, kamuoyunda Hitler fotoğrafları ve gamalı haçların giderek normalleşmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Rapora göre kayda geçen suçların yaklaşık yüzde 60’ı, Nazi faaliyetlerini ve Holokost’un inkârını kapsayan Yasak Yasası kapsamındaki maddelerle bağlantılı.
Şiddet ve ceza kapsamı genişliyor
Raporda, aşırı sağcı motivasyonun yalnızca propaganda suçlarıyla sınırlı kalmadığına dikkat çekildi. Fiziksel saldırılar, mala zarar verme ve tehdit gibi ceza yasası kapsamındaki suçlarda da artış kaydedildi. Yetkililer, bu yükselişte 2024 başında Yasak Yasası’nda yapılan sıkılaştırmaların da etkili olduğuna işaret ediyor.
Gençleşen ve sertleşen sahne
Dokümantasyon Arşivi uzmanı Bernhard Weidinger, sahnede belirgin bir kuşak değişimi yaşandığını ifade etti. Faillerin büyük bölümünün erkek ve genç olduğu, bazılarının reşit olmadığı belirtildi. Sosyal medya üzerinden örgütlenen grupların sokak eylemlerinde de daha görünür hale geldiği aktarıldı. Viyana, Karintiya, Yukarı Avusturya ve Steiermark öne çıkan bölgeler arasında yer aldı.
Eski semboller geri dönüyor
Raporda, aşırı sağcı grupların sembolizmde 1980’ler ve 1990’ların skinhead kültürüne yöneldiği kaydedildi. Kısa saç, askeri bot ve eski sloganların yeniden kullanıldığı, şiddet söyleminin ise görünür biçimde arttığı vurgulandı. Ayrıca bazı vakalarda silah bulgularına rastlandığı ve sahnede giderek artan bir militarizasyon gözlendiği ifade edildi.
Siyasi dile yansıyan kavramlar
Raporda dikkat çekilen bir diğer unsur, aşırı sağcı çevrelerden gelen bazı kavramların siyasi söylemde yer bulması oldu. “Remigrasyon” ifadesinin, aşırı sağcı bir mücadele kavramı olduğu vurgulandı ve bu terimin FPÖ’nün basın açıklamalarında sıkça kullanıldığına dikkat çekildi. Dokümantasyon Arşivi, FPÖ ile aşırı sağcı kimliğiyle bilinen gruplar arasındaki ilişkiyi “karşılıklı beslenen” bir yapı olarak tanımladı.
Paralel bir yapı oluşuyor
Andreas Kranebitter, aşırı sağcı çevrelerin zamanla kendi medya kanalları ve sosyal ağlarıyla kapalı bir paralel dünya kurduğunu ifade etti. Propagandanın giderek daha fazla çevrim içi ortamda yayıldığına işaret eden Kranebitter, bu durumun mücadeleyi daha da zorlaştırdığını belirtti. Uzmanlar, artan dijital faaliyetlerin yakından izlenmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.